Kadınlarda Depresyon Belirtileri Nelerdir? 10 Belirti | Ali Bıçak

Psikoloji

Kadınlarda Depresyon Belirtileri Nelerdir?

Kadın olsun, erkek olsun, depresyon her insanda ortak belirtilerle ortaya çıkar. Lakin kadınlar ve erkekler, depresyonu yaşama ve ifade etme biçimleri açısından birbirlerinden farklılık gösterirler. Hormonal değişimler, gebelik ve doğum sonrası dönem, adet döngüsü ve menopoz gibi biyolojik süreçlerin yanı sıra ilişkiler, bakım verme sorumlulukları, toplumsal beklentiler ve kişinin yaşam öyküsü de depresif sürecin nasıl yaşandığını etkileyebilmektedir.

Bu yüzden kadınlarda depresyon belirtilerini sadece üzüntü, isteksizlik ya da ağlama üzerinden değerlendirmek yeterli olmaz. Bazen depresyon; sürekli yorgunluk, öfke, kaygı, suçluluk, bedensel yakınmalar, uyku ve yeme düzenindeki bozulmalar ya da kişinin kendisini giderek kendi yaşamından geri çekmesiyle gösterebilir.


Kadınlarda Depresyon Belirtileri Nelerdir?

Kadınlarda depresyon belirtileri sadece duygusal alanda ortaya çıkmaz. Düşünsel, bedensel, davranışsal ve ilişkisel alanlarda, aynı zamanda günlük yaşamın sürdürülme biçiminde birtakım değişikliklerle kendini gösterebilir. Her kadında aynı belirtilerin görülmesi beklenmez, gerekmez de. Belirtilerin ortaya çıkış biçimi ve şiddeti kadından kadına farklılık gösterir. Depresyon belirtileri genel olarak duygusal, düşünsel, bedensel ve davranışsal alanlarda ortaya çıkabilir. Bununla birlikte kadınlarda depresyon sırasında sık karşılaşılan belirtileri şöyle sıralayabiliriz:

1

Üzüntü, Boşluk ve Umutsuzluk Hissi

Kadın kendisini günün önemli bir bölümünde üzgün, çökkün ya da içi boşalmış gibi hissedebilir. Bazen bu tür duyguların belirgin bir nedeni vardır. Bazense kadın neden böyle hissettiğini tarif etmekte zorlanabilir. Bu durumda geleceğe ilişkin umut azalır ve içinde bulunduğu durumun hiç değişmeyeceği düşüncesi giderek güçlenebilir. Yani “Bu durum hiç geçmeyecek, hep böyle kalacak.” diye düşünebilir.

2

Daha Önce Keyif Veren Şeylere Karşı İlginin Azalması

Önceleri keyif aldığı, merakla katıldığı, yapmak için yoğun istek duyduğu birçok şey artık çekici gelmemeye başlar. Arkadaşlarla görüşmek, dışarı çıkmak, kısır partilerine katılmak, hobileriyle ilgilenmek, hatta cinsellik ya da günlük yaşamın küçük zevkleri giderek tadını kaybetmeye başlar. Kadın bazen bunu “Hiçbir şey yapmak istemiyorum.” ya da “Eskiden sevdiğim şeylerden artık hiç keyif alamıyorum.” diye tarif eder.

3

Sürekli Yorgunluk ve Enerji Kaybı

Depresyondaki bir kadın ne kadar uyusa da, dinlense de kendisini hep yorgun hissedebilir. Sabah yataktan kalkmak, hazırlanmak, işe gitmek, ev işleriyle ilgilenmek gibi daha önce hiç düşünmeden yapageldiği sıradan işler bile giderek zorlaşabilir. Buradaki yorgunluk yalnızca bedensel değildir. Zihinsel ve duygusal bir tükenmişlik hissi de buna eşlik edebilir.

4

Suçluluk, Değersizlik ve Yetersizlik Duyguları

Bir kadın geçmişteki deneyimlerini, yaptığı ya da yapamadığı şeyleri zihninde tekrar tekrar değerlendirme eğiliminde olabilir. Yaşadığı olumsuzluklarda kendi payına düşeni olduğundan daha büyük görebilir. “Yeterince iyi bir anne olamadım”, “İyi bir eş değilim”, “Herkese yüküm” ya da “Bütün bunlar benim yüzümden oldu” gibi düşünceler zihninde giderek daha fazla alan kaplayabilir. Bu suçluluk, kadının zamanla kendisini değersiz ve yetersiz hissetmesine neden olabilir.

5

Sinirlilik, Öfke ve Tahammülsüzlük

Depresyonun tek arkadaşı üzüntü değildir. Bazı kadınlarda huzursuzluk, çabuk öfkelenme ve tahammülün azalması da depresyona eşlik eder. Normal zamanlarda üzerinde bile durmayacağı küçük olaylar katlanılmaz hale gelebilir. Kadın verdiği tepkilerden dolayı kendini suçlu hissedebilir ve bu durum depresif süreci besleyen bir döngüye dönüşebilir.

6

Uyku Düzeninde Değişiklikler

Depresyon kadının uyku düzeninde de değişiklik yaratabilir. Uykuya dalmakta zorlanabilir, gece boyunca sık sık uyanabilir ya da sabah çok erken saatlerde uyanıp bir daha uyuyamayabilir. Bazı kadınlarda ise bunun tam tersi görülebilir. Daha uzun süre uyuduğu halde yataktan çıkmak istemeyebilir ve uyku artık dinlendirici olmaktan çıkabilir.

7

İştah ve Yeme Düzeninde Değişiklikler

Depresyonla birlikte kadının yemekle kurduğu ilişki biçimi de değişebilir. Kimi kadınlarda iştah azalırken kimi kadınlarda artabilir ve daha fazla yeme isteği ortaya çıkabilir. Bilhassa sıkıntı, yalnızlık ya da boşluk hissinin yoğunlaştığı zamanlarda yemek, bu duygulardan bir süreliğine uzaklaşmanın ve rahatlamanın bir aracına dönüşebilir. Bu değişikliklere zaman içerisinde kilo kaybı ya da belirgin kilo artışı da eşlik edebilir.

8

Kaygı, Huzursuzluk ve Kontrolü Kaybetme Korkusu

Depresyonun ikiz kardeşleri kaygı ve huzursuzluktur. Kadın kötü bir şey olacakmış gibi hissedebilir, zihnindeki düşünceleri durdurmakta zorlanabilir veya yaşamındaki birçok şeyin giderek kontrolünden çıktığını düşünebilir. Kimi zaman bu durum, “Kendimi kontrol edemeyeceğim” ya da “Bir yerde dağılıp parçalanacağım” korkusuna kadar ilerleyebilir.

9

Dikkat, Konsantrasyon ve Hatırlama Güçlüğü

Depresyona kaygı ve huzursuzluk da eşlik edebildiğinden, depresyondaki bir kadın dikkatini bir işe vermekte ve sürdürmekte zorlanabilir. Okuduğu bir sayfayı tekrar tekrar okumak, izlediği filmi takip edememek, konuşulanları unutmak veya günlük hayattaki küçük ayrıntıları hatırlamakta güçlük çekmek gibi sorunlarla karşılaşabilir. Zihin sürekli başka düşüncelerle meşgul olduğunda, en basit işler bile olduğundan daha ağır ve yorucu hale gelebilir.

10

Duygu Durumunda Değişkenlik

Kadın gün içinde sabah başka, akşam başka duygular yaşayabilir; duygu durumunda değişkenlik görülebilir. Bir süre önce sakin hissettiği bir durum karşısında daha sonra kendisini üzgün, öfkeli ya da huzursuz hissedebilir. Bu değişiklikleri bazen kadının kendisi bile anlamakta ve tarif etmekte güçlük yaşayabilir. Bu yüzden “Ben neden böyleyim?” diye kendine sorup durabilir.

Duygu durumundaki bu değişkenlik yalnızca kadınlarda görülen bir durum değildir; erkeklerde de görülebilir. Burada kadınlara özgü bir belirti olduğu için değil, kadınların depresyon sırasında yaşayabildiği belirtilerden biri olduğu için yer veriyoruz.


Kadınlarda Depresyonun Bedensel ve Günlük Yaşama Yansıyan Belirtileri

Depresyon bir kadının yalnızca duygu ve düşünce dünyasını değiştirmez. Zamanla bedensel belirtilerle ve günlük yaşamın devam ettirilmesinde yaşanan birtakım güçlüklerle de kendini göstermeye başlar. Baş ağrısı, kas ve sırt ağrıları, sindirim sistemiyle ilgili şikâyetler, bedende gerginlik ve psikosomatik ağrılar depresif sürece eşlik edebilir. Kadın duygusal olarak yaşadığı sıkıntıyı dile getirmekte ne kadar zorlanıyorsa, beden de yaşanan bu sıkıntıyı kendi diliyle anlatmaya başlayabilir.

Dışarıdan bakıldığında kadının yaşamındaki değişimler artık gözle görülür, elle tutulur hâle gelebilir. İşe gitmek, eve dönmek, evle ilgilenmek, öz bakımını sürdürmek, sosyalleşmek ve daha birçok günlük sorumluluğu yerine getirmek giderek zorlaşabilir. Cinsel istekte azalma görülebilir; kadın sosyal yaşamdan uzaklaşarak daha fazla kendi içine çekilmeye başlayabilir. Bazen bu değişimi çevresindeki insanlar kadının kendisinden daha önce fark ederler.

Depresyon ağırlaştıkça umutsuzluk da derinleşebilir. Yaşamın artık bir anlamı olmadığına ilişkin düşünceler, ölüm düşünceleri, kendine zarar verme düşünceleri ve eylemleri ortaya çıkabilir. Bu tür düşünceler ve eylemler depresyonun sıradan bir belirtisi gibi görülmemeli, öylece geçiştirilmemelidir. Mutlaka önemsenmeli ve ciddiye alınmalıdır.


Kadınlarda Depresyon Neden Daha Sık Görülür?

Kadınlarda depresyonun neden daha sık görüldüğünü açıklayacak tek bir neden göstermek mümkün değildir. Biyolojik, hormonal, psikolojik ve toplumsal birçok etmen birbiriyle iç içe geçerek kadının depresyona karşı daha kırılgan hale gelmesine neden olabilir. Üstelik bu etmenlerin her kadında aynı biçimde ve aynı ağırlıkta bulunması da gerekmez.

Kadınlar yaşamları boyunca, ergenlikten itibaren adet döngüsü, gebelik, doğum ve doğum sonrası dönem, ardından menopoz gibi önemli hormonal değişimlerden geçerler. Hormon düzeylerindeki değişimler tek başına depresyonun nedeni değildir. Lakin genetik yatkınlık, geçmiş yaşam deneyimleri, stres ve çevresel koşullarla birleştiğinde bazı kadınlarda depresif belirtilerin ortaya çıkmasına ya da mevcut belirtilerin ağırlaşmasına zemin hazırlayabilir.

Tabii meselenin bir de kadının yaşamındaki yüklerle ilgili tarafı var. Çalışma hayatı, ev işleri, çocuk bakıp büyütme, eş ve aile ilişkileri, yaşlanan anne babaların bakımı, kimi zaman kayınvalide ve geniş aile ilişkilerinin getirdiği sorumluluklar derken kadın aynı anda birden çok rolü üstlenmeye başlayabilir. Zamanla bu rollerin altında ezilebilir. Kendisinden beklenenleri yerine getirmeye çalışırken kendisi olmaktan ve kendi ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaklaşabilir; kendi ihtiyaçlarını sürekli erteleyebilir. Bir süre sonra herkesin ihtiyacına yetişmeye çalışan kadın, kendi ihtiyacının ne olduğunu bile fark edemez hale gelebilir.

Bütün bunlara kadının kendi yaşam öyküsünü ve aile geçmişini de eklediğimizde yapı daha karmaşık hale gelir. Çocuklukta yaşanan ihmal, istismar, kayıp, travmatik deneyimler, şiddet, güvensiz ilişkiler ya da uzun süreli stres yaşantıları depresyona karşı hassasiyeti ve kırılganlığı artırabilir. Bu yüzden kadınlarda depresyonu yalnızca hormonlarla ya da yalnızca yaşanan olaylarla açıklamak yeterli olmaz. Çoğu zaman biyolojik özellikler, kişinin yaşam öyküsü, kurduğu ilişkiler ve içinde yaşadığı sosyal ve kültürel çevrenin koşulları birbirine geçer. Bir puzzle'ın parçaları gibi bir araya gelerek depresif sürecin ortaya çıkışını ve nasıl yaşandığını birlikte etkilerler.


Hormonal Değişimler Kadınlarda Depresyonu Nasıl Etkiler?

Kadının yaşamında hormonların önemli ölçüde değiştiği bazı dönemler vardır. Ergenlikle başlayan adet döngüsü, gebelik, doğum sonrası dönem ve menopoz bunların başında gelir. Bu dönemlerde yaşanan hormonal değişimleri doğrudan depresyonun nedeni olarak görmek doğru değildir. Aynı hormonal değişimi yaşayan iki kadından biri depresif belirtiler yaşarken diğeri yaşamayabilir. Burada hormonların yanı sıra kadının genetik yatkınlığı, yaşam öyküsü, o sırada içinde bulunduğu koşullar, ilişkileri ve aldığı sosyal destek de belirleyici olabilir.

Adet Döngüsü, PMDD ve Depresyon

Birçok kadın adet öncesindeki günlerde gerginlik, hassasiyet, huzursuzluk ya da duygu durumunda değişiklikler yaşayabilir. Ancak bazı kadınlarda bu belirtiler çok daha ağır yaşanır. Öfke, belirgin çökkünlük, yoğun kaygı, umutsuzluk, tahammülsüzlük ve günlük yaşamı sürdürmekte zorlanma ortaya çıkabilir. Belirtiler her adet döngüsünde benzer biçimde tekrarlıyor, özellikle adet öncesi dönemde belirginleşiyor ve adet başladıktan sonra hafifliyorsa adet öncesi disforik bozukluk (PMDD) açısından ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.

Burada sıradan bir adet öncesi gerginlikle PMDD'yi birbirine karıştırmamak gerekir. Her adet öncesi huzursuzluk depresyon değildir; her duygu değişimi de PMDD anlamına gelmez. Belirtilerin ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü ve kadının günlük yaşamını ne ölçüde etkilediği önemlidir.

Gebelik ve Doğum Sonrası Depresyon

Dışarıdan bakıldığında bir bebeğin dünyaya gelmesi çoğunlukla annenin mutluluğuyla yan yana getirilen bir yaşam olayıdır. Oysa anne açısından doğum, aynı zamanda bedensel, hormonal, psikolojik ve ilişkisel olarak büyük bir değişim döneminin başlangıcıdır. Kadın, anne olarak yeni doğmuş bebeğin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken bir taraftan da uykusuzluk, yorgunluk, bedensel değişimler, farklılaşan sosyal ilişkiler ve yeni annelik rolüyle baş etmeye çalışır. Bütün bunlar kadını zorlayabilir.

Doğum sonrasında yaşanan her duygusal dalgalanmayı doğum sonrası depresyon olarak tanımlamamak gerekir. Ancak çökkünlük, şiddetli endişe, suçluluk ve yetersizlik duyguları belirginleşebilir; kadın bebeğine karşı beklediği ilgiyi ve yakınlığı hissetmekte zorlanabilir ya da daha önce keyif aldığı şeylere karşı ilgisini kaybedebilir. Bu tür belirtiler belirginleşiyor ve devam ediyorsa durumu yalnızca “anneliğe alışma süreci” olarak görüp geçiştirmemek gerekir. Üstelik depresif süreç doğumdan sonra başlamış olmayabilir; gebelik sırasında da başlamış olabilir. Bu nedenle değerlendirmede gebelik dönemine de bakmak gerekir.

Menopoz Döneminde Depresyon

Menopoz, kadının yalnızca hormonal değişimler yaşadığı bir dönem değildir. Uyku düzeni, bedensel deneyimleri, cinselliği, ilişkileri ve kendi bedeniyle kurduğu ilişki de bu dönemde değişebilir. Aynı zamanda çocukların evden ayrılması, yaşlanan ya da hastalanan anne babalar, eş ilişkileri, bakım verme sorumlulukları, sosyoekonomik değişimler ve kadının kendi yaş alma süreciyle karşılaşması gibi birçok yaşam olayı aynı döneme denk gelebilir.

Bunların her biri tek başına depresyonun nedeni olmak zorunda değildir. Ancak aynı dönemde üst üste geldiklerinde bir tür total etki yaratarak bazı kadınların depresyona karşı kırılganlığını artırabilirler. Bu nedenle menopoz dönemindeki her duygusal değişimi hormonlara bağlamak da hormonların etkisini bütünüyle göz ardı etmek de doğru olmaz. Kadının yaşadığı depresif belirtileri kendi yaşam öyküsü ve içinde bulunduğu dönemin koşullarıyla birlikte değerlendirmek gerekir.


Kadınlar ve Erkekler Depresyonu Farklı mı Yaşar?

Depresyonun temel belirtileri kadınlarda ve erkeklerde büyük ölçüde ortaktır. Lakin aynı depresif süreç her insanda aynı biçimde yaşanmadığı gibi, kadınlar ve erkekler arasında depresyonun yaşanma ve dışa vurulma biçimlerinde de bazı farklılıklar görülebilir. Kadınlar yaşadıkları üzüntüyü, kaygıyı, suçluluğu ve yetersizlik duygularını daha açık ifade edebilirken, kimi kadın bunun tam tersine kendi içine çekilebilir ve yaşadıklarını uzun süre kimseyle paylaşmayabilir. Dolayısıyla “kadın depresyona girince ağlar” gibi tek bir davranış üzerinden kadınlarda depresyonu anlamaya çalışmak yanıltıcı olur.

Buradaki farklılığı “kadın depresyonu” ve “erkek depresyonu” diye birbirinden bütünüyle ayrı iki tablo varmış gibi anlamamak gerekir. Depresyonun nasıl yaşandığını ve dışarıya nasıl yansıtıldığını yalnızca cinsiyet değil; kişinin yetiştiği aile, duygularını ifade etme biçimi, toplumsal beklentiler, ilişkileri ve yaşam öyküsü de etkiler. Bu nedenle kadını bir erkekle karşılaştırmaktan çok, kendi olağan haliyle bugünkü hali arasındaki değişime bakmak daha anlamlıdır. Daha önce insanlarla ilişki kuran, yaşamın içinde olan bir kadın giderek geri çekiliyor, sevdiği şeylerden uzaklaşıyor, öfkesi ve kaygısı artıyor, uyku ve yeme düzeni değişiyorsa asıl bakılması gereken bu değişimin kendisidir.

İlişkide Susmak Neden Tehlikelidir? Duygu Dilini Kullanmayı Öğrenin
İlişkide Susmak Neden Tehlikelidir? Duygu Dilini Kullanmayı Öğrenin
Watch this video on YouTube

📺 İlişkide Susmak Neden Tehlikelidir? Duygu Dilini Kullanmayı Öğrenin


Bir Kadın Depresyonda Olduğunu Nasıl Anlar?

İnsan, “Benim içimde neler oluyor, şu an neyi, nasıl hissediyorum?” diye kendi içinde olup biteni her zaman hemen fark edemiyor. Depresyonda olduğunu da depresyondayken hemen anlayamayabiliyor. Yani insan bir sabah uyanıp “Ben depresyondayım.” demiyor. Depresyon çoğu zaman böylesine keskin bir sınırla başlamıyor. Depresif duyguya giriş yavaş yavaş, tedrici bir şekilde ilerliyor; değişim zaman içinde gerçekleşiyor.

Bir kadın önceleri kendisini güçlü ve dayanıklı hissederken artık daha çabuk yorulduğunu fark edebiliyor. Eskisi kadar insan görmek istemiyor, yapması gereken bazı şeyleri sürekli erteliyor. Bütün bunlara zamanla uyku düzensizliği eşlik ediyor, tahammülü azalıyor, daha kolay öfkeleniyor ve daha önce keyif aldığı şeylerden artık eskisi kadar tat almamaya başlıyor.

Dış dünyaya katılmamak neden tehlikeli #sağlık #zihin #gerçeklik
Dış dünyaya katılmamak neden tehlikeli #sağlık #zihin #gerçeklik
Watch this video on YouTube

📺 Dış dünyaya katılmamak neden tehlikeli

İşin tuhaf, hatta kötü tarafı, bir süre sonra bütün bunlara alışıyor. “Ben zaten böyleyim”, “Ben böyle geldim, böyle giderim”, “Bu aralar biraz yoruldum”, “Herkesin zaten derdi yok mu?” ya da “Geçer gider” diyerek yaşadığı değişimi normalleştirmeye başlıyor. Oysa burada bakılması ve üzerinde durulması gereken, kadının yalnızca o gün nasıl hissettiği değil; son haftalarda ve aylarda eski halinden ne kadar uzaklaştığıdır.

Daha önce kolaylıkla yaptığı şeyler artık büyük bir çaba gerektiriyorsa, sosyal ilişkilerinden giderek uzaklaşıyorsa, suçluluk ve yetersizlik duyguları artıyorsa, yaşamdan aldığı tatmin ve haz belirgin biçimde azalıyorsa ve bütün bu değişimler günlük yaşamını etkilemeye başlamışsa depresif bir süreç açısından değerlendirilmesinde fayda vardır. Özellikle belirtilerin birkaç kötü günün ötesine geçmesi, devamlılık göstermesi ve aile, iş, ilişki ve sosyal yaşamın içine sirayet etmeye başlaması önemlidir.

Bazen kadının kendisinden önce çevresindeki insanlar bu değişimi fark eder. “Sen eskiden böyle değildin”, “Hiçbir yere gelmiyorsun artık”, “Çok çabuk öfkeleniyorsun” ya da “Sende bir şey var” gibi cümleler kurmaya başlayabilirler. Elbette çevrenin söylediği her şey doğru olmayabilir. Lakin kadındaki değişim farklı insanlar tarafından da fark edilmeye başlanıyorsa, artık kadının dönüp kendi yaşamında nelerin değiştiğine bakmasının zamanı gelmiş olabilir.

Depresyonu tek bir belirti üzerinden anlamaya çalışmak yanıltıcı olabilir. Önemli olan belirtilerin bir araya gelerek bir küme oluşturması, ne kadar süredir devam ettiği, şiddeti ve kadının yaşamını ne ölçüde etkilediğidir. Çünkü bazen insan üzülür, bazen yorulur, bazen uyuyamaz, bazen dayanamaz, bazen hiçbir şey yapmak istemez. Bunların her biri insan yaşamının içinde vardır. Depresyonda ise bütün bunlar gelip geçen bir ruh hâlinin ötesine geçerek kişinin yaşamının içine yerleşmeye başlar.


Kadınlarda Depresyonu Anlamak

Kadınlarda depresyonu anlamak için nasıl üzüldüğüne bakmak yeterli değildir. Kadının bedeniyle, ilişkileriyle, günlük yaşamıyla ve kendisiyle kurduğu ilişkide zaman içinde ortaya çıkan değişimleri birlikte değerlendirmek gerekir. Kimi kadın depresyonunu ağlayarak, kimi hırlanarak, kimi yorularak, kimi de insanlardan ve yaşamdan sessizce geri çekilerek yaşar. Bu yüzden tek tek belirtilerden çok, bütün bu değişimlerin kadının yaşamında nasıl bir araya geldiğini görüp anlayabilmek önemlidir.

Depresif belirtiler fark edildikten sonra ne yapılacağı ve depresyondan çıkmak için hangi adımların atılabileceği de önemli bir konudur. Bu süreci daha ayrıntılı olarak depresyondan nasıl kurtulunur yazısında ele almıştım; okuyabilirsiniz.

PSİKOTERAPİ İÇİN İLK ADIMI ATIN
Klinik Psikolog Ali Bıçak ile Antalya'da Yüz Yüze Veya Online Görüşme İçin Randevu Alabilirsiniz.
Kadınlarda depresyon belirtileri Kadınlarda depresyon Doğum sonrası depresyon Menopoz döneminde depresyon PMDD Antalya psikolog Ali Bıçak

Bu gönderiyi paylaş


Related

Posts