Anksiyete Bozukluğu

Anksiyete Nedir? Anksiyete Bozukluğu Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Anksiyete bir güçsüzlük belirtisi değildir.

Kaygı aklımızın belirli durumlarda açtığı bir alarm sistemidir.

Tüm canlılarda bu sistem otomatik çalışır. Kaygının işlevi canlılığı korumaktır.

Sürekli anksiyete yaşamak bir bozukluğun işaretidir.

Anksiyete bozukluğu normalde gündelik hayatta yaşadığımız kaygıdan farklıdır.

Anksiyete bozukluğu belirtileri yaşayan birinin yaşam kalitesi, işlevselliği ve ilişkileri belirgin biçimde etkilenir. Bu yoğun ve sürekli bir kaygı halidir.

İnsan bazen kaygı duyabilir. Bu kaygıyı kontrol edebilirse sorun yok. Lakin kontrol edilemeyecek haldeki bir kaygı haftalarca, aylarca sürüyorsa ve günlük hayatı zorlaştırıyorsa, burada anksiyete bozukluğundan bahsedebiliriz.

En belirgin anksiyete bozukluğu belirtileri nedir? Kalp çarpıntısı, nefes darlığı, mide bulantısı, bütün kaslarda ya da bir bölgede gerginlik, aşırı düşünme ve kaçınma davranışları belli başlıklardır.

Bu belirtiler bazen panik atak olarak, bazen sosyal fobi, sosyal kaygı, bazen de yaygın anksiyete bozukluğu  (F41.1) olarak görülebilir.

Bu yazıda okuyacakların teşhis ve tedavi amacı taşımaz. Lakin, okumaya devam edersen, bu yazı anksiyete bozukluğu belirtilerini, nedenlerini ve başa çıkma yollarını net bir şekilde anlamana yardımcı olabilir.

Anksiyete Ne Kadar Yaygındır?

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre anksiyete bozuklukları dünya genelinde en sık görülen ruh sağlığı sorunlarından biridir. Küresel yaygınlık yaklaşık %4–5 civarındadır. Türkiye için yapılan modellemelerde bu oranın yetişkin nüfusta %6’ya yaklaştığı tahmin edilmektedir. Kadınlarda erkeklere kıyasla daha sık görülür.

Bu kapsamlı rehberde:

  • Anksiyete nedir?
  • Anksiyete bozukluğu nedir?
  • Anksiyete bozukluğu belirtileri nelerdir?
  • Anksiyete Neden olur ve nasıl geçer?
  • İlaç tedavisi gerekir mi?
  • Psikodinamik açıdan kaygı neyi ifade eder?

Vb. soruları bütüncül bir çerçevede ele alacağız.

Bu yazı yalnızca semptomlardan söz etmiyor. Kaygının arkasındaki gizli mekanizmayı anlamanıza yardımcı oluyor. Kaygı bir zemberek ve bu zembereğin nasıl işlediğini göstermeye çalışacağız.

Anksiyete Nedir? (Kaygı Ne Demek?)

Anksiyete, bir tehdit algısı oluştuğunda ortaya çıkar. Bedensel ve zihinsel alarm sistemidir.

Anksiyete ve kaygı eş anlamlı kelimelerdir. Aynı durumu ifade ederler.

Kaygı;

  • Geleceğe dönüktür
  • Belirsizlikle ilişkilidir
  • Potansiyel risklere karşı hazırlanma mekanizmasıdır

Korku ise anlıktır ve somut bir tehdide yöneliktir.

Örneğin:

  • Hızla üzerinize gelen bir araca verdiğiniz tepki korkudur.
  • Yarınki sınavda hata yapma ihtimali üzerine düşündüğünüzde hissettiğiniz gerilim kaygıdır.

Belirli bir düzeye kadar kaygı faydalıdır. Performansı artırır, dikkati keskinleştirir. Ancak kaygı:

  • Sürekli hale gelirse
  • Kontrol edilemez düşüncelere dönüşürse
  • Günlük yaşam rutinini bozmaya başlarsa

Bu artık “normal kaygı” değil, anksiyete bozukluğu olabilir.

Anksiyete Kimlerde Daha Sık Görülür?

Genetik yatkınlıklar, travma öyküsü, mükemmeliyetçilik ve bağlanma stilleri anksiyeteye yatkınlık oluşturur. Ailesinde kaygı bozukluğu olan bireylerin sinir sistemi daha hassas çalışabilir. Erken dönem güvensiz bağlanma biçimleri, kişinin yaşamı daha tehditkâr algılamasına neden olabilir.

Normal Kaygı ile Anksiyete Bozukluğu Arasındaki Fark

Normal Kaygı Anksiyete Bozukluğu

Belirli bir durumla ilişkilidir Genelleşmiş ve yaygındır

Geçicidir En az 6 ay sürer

Performansı artırabilir İşlevselliği bozar

Kontrol edilebilir Kontrol zorlaşır

Kaçınma yaratmaz Kaçınma davranışı oluşturur

Normal kaygı insana hastır.

Anksiyete bozukluğu ise yaşam kalitesini bozan kronik bir örüntüdür.

Bu ayrımı yapabilmek, “anksiyete bozukluğu ne demek?” sorusunun da cevabıdır.

Anksiyete Bozukluğu Nedir?

Anksiyete bozukluğu yaşayan biri kaygısının şiddetine çoğunlukla dayanamaz.

Bu sürede yaşamsal işlevlerini kontrol edemez.

ICD-10 (Uluslararası Hastalık Sınıflandırması) yaygın anksiyete bozukluğu nu (F41.1) şöyle tanımlar:

Kişi en az 6 ay boyunca, haftanın çoğu günü, birçok farklı konu hakkında aşırı ve kontrol edilemeyen kaygı yaşar.

Bu kaygı:

  • Birçok performansı düşürür
  • İlişkilerde çatışma doğurur
  • Uykuda düzensizlik yaşatır
  • Bedenini dinleyip yakınmalara yol açar

Anksiyete bozukluğu yalnızca “çok düşünmek” değildir.

Bu durum, bir bilişsel-duygusal-bedensel döngüdür.

Anksiyete Bozukluğu Belirtileri

En yaygın anksiyete bozukluğu belirtileri için bir infografik hazırladık.

blank

Anksiyete Bozukluğu Türleri

Sürekli ve Kontrol Edilemeyen Endişe (Yaygın Anksiyete Bozukluğu, YAB)

Yaygın anksiyete bozukluğu (YAB), en yaygın kaygı türüdür. DSM.V’e (Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı) göre, kaygı ve korkularda bozulma olarak tanımlanır. Kişinin korku ve kaygıları düzensizleşir.

F41 Anksiyete Bozukluğu Nedir?

F41, ICD-10 (International Classification of Diseases – Dünya Sağlık Örgütü Hastalık Sınıflandırması) tanı sınıflandırma sisteminde “Anksiyete Bozuklukları” başlığı altında yer alan kod grubudur.

F41.1 → Yaygın Anksiyete Bozukluğu (YAB)

Yaygın anksiyete bozukluğu yine ICD-10 tanımlanan bir bozukluktur. Bir tetikleyici olmadan da yaşanabilir. En az altı ay boyunca aşırı endişe yaşanıyorsa tanı alabilir.

F41.0 → Panik Bozukluk

Panik atak aniden başlayan ve dakikalar içinde zirve yapan yoğun korku ve bedensel belirtilerdir. Panik bozukluk ise bu atakların tekrarlamasıdır.

ICD-10 F41 kodu altında yer alan bozukluklar bunlardır. Özetle, F41 anksiyete bozukluğu kişinin günlük yaşamında belirleyicidir. Bireyin ilişkiselliğini  ve performansını belirgin şekilde etkiler.

YAB’de kişi:

  • Günlük en ufak konular üzerine bile yoğun kaygı yaşar
  • Haftanın hemen hemen her günü endişelidir
  • Kaygı en az 6 ay sürmektedir

Bu endişe sadece “aşırı düşünmek” değildir.

Kişi düşüncelerine durduramaz yetişemez.

Bu durum zamanla:

  • Tükenmişlik hissi
  • Motivasyon ve odaklanma kaybı
  • İşlevlerde azalma

olarak kendini gösterir.

Uyku Problemleri

Anksiyete bozukluğunun en erken işaretlerinden biri uyku düzeninde bozulmalardır.

  • Uykuya dalamama
  • Gece sık uyanma
  • Sabah erken uyanma
  • Sabah anksiyetesi

Araştırmalar, anksiyete bozukluğu yaşayan bireylerin önemli bir kısmında kronik uyku sorunları olduğunu göstermektedir.

Orantısız Korku ve Fobiler

Gerçekçi risk ile aşırı korku arasındaki fark önemlidir.

Eğer korku:

  • Süreklilik arzediyorsa
  • Günlük yaşama mani oluyorsa
  • Erteleme ve kaçınma davranışı oluşturuyorsa

bu özgül fobi ya da sosyal anksiyete bozukluğu da olabilir.

Kas Gerginliği ve Bedensel Alarm

Panik atak sırasında ya da kronik kaygı durumunda:

  • Çene sıkması
  • Omuzlarda sertlik
  • Boyunda ağrı
  • Bacaklarda huzursuzluk

görülür.

Uzun süreli kas gerginliği, gerçek bir fiziksel ağrıya dönüşebilir.

Mide Bulantısı ve Sindirim Problemleri

Danışanlarımız çoğu zaman “kusturmayan mide bulantısı neden olur?” sorusunu çok sık sorarlar.

Anksiyete atağı sırasında sempatik sinir sistemi etkinleşir. Sindirim sistemi yavaşlar. Bu da:

  • Karında şişkinlik
  • Mide krampı
  • Gaz boşalımı
  • İrritable Barsak Sendromu (IBS) belirtileri

oluşturabilir.

Sosyal Kaygı Bozukluğu 

Sosyal anksiyete bozukluğu şikayeti olan  kişilerde;

görülür.

Sosyal kaygı bozukluğu tedavi edilebilir. İyileşmeye en iyi yanıt veren bir anksiyete çeşitidir.

Panik Atak Belirtileri Nedir?

Panik atak geçirenlerde görülen en belirgin şikayetler şunlardır;

  • Ani ve yoğun korku
  • Kalp çarpıntısı
  • Nefes daralması
  • Aşırı ölüm korkusu

Panik bozukluk yaşayan bir kişi, bir sonraki atağı ne zaman geçiririm diye bekler hale gelir. Böylesi bir beklenti anksiyetesi yaşamı kısıtlar.

Kriz Anında Ne Yapılmalı?

Panik atak kalp krizi mi değil mi? Bunu bilmek ilk adım. Yavaş ve karından nefes alarak gevşemek, bir noktaya odaklanarak rahatlamak lazım. Krizin geçeceğini hatırlamak önemlidir. Kriz sırasında kaçınmak yerine belirtilerin geçici olduğunu kabullenmek gerekir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)

Acı bir olayın ardından yaşanan travmatizasyon,

  • Kabuslar
  • Flashback
  • Aşırı irkilme
  • Sürekli tetikte olma hali

görülebilir.

EMDR gibi travma odaklı terapiler etkili yöntemlerdir.

Mükemmeliyetçi Tutum ve Anksiyete

“Mükemmel olma” inancı, kronik kaygının önemli bir kaynağıdır.

  • Ya hep ya hiç düşüncesi
  • Erteleme
  • Öz eleştiri

anksiyeteyi besler.

Obsesif ve Kompülsif Davranışlar (OKB)

Takıntılı düşünceler ve zorlayıcı davranışlar anksiyete ile yakından ilişkilidir.

Aşırı Şüphecilik

Şüpheci ve paranoyak olan birisi,

  • “Ben yeterince iyi miyim?”
  • “Ya yanlış yaptıysam?”
  • “Benim hakkımda ne düşünür?”

gibi düşüncelere odaklanır. Sürekli kendinden şüphe ederek kendi anksiyete döngüsünü besler.

Belirsizliğe Tahammülsüzlük

Anksiyete bozukluğunun temelinde çoğu zaman belirsizliğe tahammülsüzlük yatar.

Beynimiz kesinlik arar.

Yaşam karmaşıklık içinde akarken bir kesinlik sunmaz.

Hayatın olağan akışı kaygıyı büyütür.

Anksiyete Neden Olur?

Anksiyete nin birçok nedeni olabilyor. Biyolojik yatkınlık, stresli yaşam, travmalar, düşünce kalıpları ve belirsizliğe tahammülsüzlük rol oynar.

Sağlık Anksiyetesi Nedir? (Hastalık Hastalığı)

Sağlık anksiyetesi olan biri vücudunu aşırı dinler.  En küçük bir duyum bile ciddi bir hastalık belirtisi olarak yorumlar.

Mesela onun için:

  • Kalp çarpıntısı kalp krizi yorumu
  • Baş ağrısı beyin tümörü düşüncesi
  • Mide bulantısı ciddi bir iç hastalık ilişkisi

olarak yorumlanır.

Sağlık anksiyetesi çeken biri;

  • Sık sık doktora gider
  • Tahlil yaptırır
  • İnternette semptom araştırır
  • Sonuçlar olumlu ise geçici rahatlar
  • Sonra yeniden kaygılanır

Bu durum sürekli güvence arama döngüsüne dönüşür.

Sağlık anksiyetesi olan kişiler çoğu zaman gerçekten hasta değillerdir. Lakin zihinsel yorumlama şekli, bedensel alarm sistemini sürekli aktif tutar. Sahiden hastalık belirtilerini yaşayabilirler.

Anksiyete Krizi Ne Kadar Sürer?

Danışanlarımızın arama motorlarında en sık sordukları soru: Anksiyete ne kadar sürer? Böyle bir sorunun net bir cevabını vermek zor.

Anksiyeteyi yalnızca bir semptom olarak düşünmemek lazım. Bir parmak izi gibidir anksiyete. Kişinin hayat hikayesi, bağlanma stilleri, stresle baş etme gücü, belirsizliğe tahammül etme eşiğiyle ilişkilidir.

Bazen bir kaygı zorlayıcı yaşantıda yükselir ve zorlayıcı durum ortadan kalkınca azalır. Anksiyete bozukluğu kalıcı bir şekilde kişiyi rahatsız ettiyse aylar sürebilir. Müdahale edilmezse, tedavi edilmezse yıllarca dalgalı bir biçimde devam edebilir.

Ben klinik tecrübelerimde şunu açıkça gözlemliyorum. Anksiyete kurtarılması gereken bir şey gibi görülür çoğu zaman. Oysa anksiyete anlaşılması gereken bir durumdur.

Anksiyete yalnızca bedensel bir alarm değil, bazen içimizde bastırdığımız duyguların, kontrol etme ihtiyacımızın, kimi zaman güven arayışımızın bir dışa vurumudur.

Psikoterapide anksiyeteyi bastırmaktan ziyade bu kaygının neyi gösterdiğini birlikte keşfederiz. Böylesi bir çalışma kalıcı değişimin başlangıcıdır.

“Anksiyete ne zaman geçer” sorusuna verebileceğimiz cevap kişiye göre değişir olacaktır.

Lakin birkaç ay içinde belirgin bir rahatlama yaşanabilir. Daha derin örüntüler çalışıldığında ise bu iyileşme kalıcı hale gelir.

Anksiyete kader değil, doğru destekle yönetilebilir ve dönüştürülebilir bir deneyimdir.

Anksiyete Kendi Kendine Geçer mi?

Hafif ve duruma bağlı kaygılar çoğu zaman kendiliğinden geçer.

Ancak:

  • 6 aydan uzun süren
  • Günlük işlevleri bozan
  • Kaçınma davranışı yerleşen
  • Panik atak görülen

kaygılar için genellikle profesyonel destek gerekir.

Kendi kendine geçmesini beklemek bazen kaygı döngüsünü güçlendirebilir.

Anksiyete ve Depresyon Arasındaki Fark Nedir?

Anksiyete ve depresyon sıklıkla biri birine eşlik eder.

Anksiyete: Aşırı uyarılmışlık (hyperarousal) durumudur. Sistem “fazla çalışır”. Depresyon: Düşük uyarılmışlık (hypoarousal) durumudur. Sistem “yavaşlar”. Bu tabloda aralarındaki farkı dahe net görebilirsiniz.

Bazı kişilerde “karışık anksiyete ve depresif bozukluk” birlikte görülebilir.

Gece Anksiyetesi Nedir?

Gece anksiyetesi yaşayan kişiler:

  • Uykuya dalmada zorluk
  • Tam uykuya geçerken çarpıntı hissiyle uykuda bozulma
  • Gece panik atak yaşanması
  • Sabah uykunun erken sonlanması ile yoğun kaygı hisleri

yaşarlar.

Gece anksiyetesi çoğu zaman gündüz bastırılan duygu ve düşüncelerin gece serbest bırakmasıyla ilişkilidir.

Kimi zaman kortizol hormonu yükselip sabah anksiyetesine yol açabilir.

Anksiyete Beyin Hastalığı mıdır?

Anksiyete yalnızca psikolojik kaynaklı mıdır? Hayır. Beynimiz de işin içindedir. Anksiyetede rol alan beyin bölgeleri:

  • Amigdala (tehdit algısı)
  • Prefrontal korteks (ön loblar, mantıksal değerlendirme)
  • Hipokampus (hafıza)

Anksiyete bozukluğunda amigdala  aşırı etkindir. Prefrontal korteks ise yeterince düzenleyici olamaz. Ancak bu durum “beyin bozuk” anlamına gelmemeli. Beyin öğrenir, değişir ve yeniden düzenlenebilir (nöroplastisite).

Anksiyete Bozukluğu Tedavisi

Anksiyete bozukluğu tedavisinde en etkili yöntem psikoterapi ve gerektiğinde ilaç tedavisidir. Bilişsel davranışçı, duygu odaklı, psikodinamik ve EMDR gibi terapi yöntemleri kanıta dayalı iyileşmeler sağlamıştır.

Anksiyete Tamamen İyileşir mi?

Psikoterapi alanında yapılmış araştırmalar psikoterapide anksiyetenin iyileştiğini ortaya koymuştur.  Kendi klinik deneyimlerime bakarak 8 ila 24 seanslık psikoterapi ile kaygı bozukluğunun geçtiğini söyleyebilirim.

Anksiyete çoğu zaman yönetilebilir. Bazı kişilerde kalıcı bir şekilde üstesinden gelinebilir. Bazı kişilerde ise stresli dönemlerde yeniden ortaya çıkabilir.

Önemli olan:

  • Kaygıyla kurulan ilişkinin değişmesi
  • Erteleme ve kaçınma yerine yüzleşme öğrenilmesi
  • Belirsizliğe karşı tolerans geliştirilmesidir.

Psikoterapi Hizmetinde Klinik Örnek

Psikoterapiye başvuran 32 yaşındaki erkek bir danışan:

  • Sürekli kalp krizi geçireceğinden korkuyor
  • Defalarca kardiyoloji kontrolüne gidiyor
  • Tahliller temiz çıkıyor
  • 2 hafta rahatlıyor
  • Sonra tekrar kaygılanıyor

Danışan sağlık anksiyetesi döngüsü yaşamaktaydı.

Süregiden psikoterapi seanlarında:

  • Düşünce çarpıtmaları (felaketleştirme, meli-malı vb.) çalışıldı
  • Güvence arayışını ertelemeyi öğrendi
  • Kaygı durumlarına maruz bırakma uygulandı

Danışan haftada 1 seanslarla 3 ayın sonunda acil servislere başvurmaz oldu.

Anksiyetesi tamamen yok olmasa da, artık üstesinden gelebiliyordu.

Anksiyeteye Ne İyi Gelir?

Anksiyeteye iyi gelen yöntem sinir sistemini düzenlemeyi ve kaçınma döngüsünü kırmayı öğrenmeyi hedefler. Aşağıdaki tabloda anksiyete ile başa çıkma yöntemlerini ve sağladığı yararları bir araya getirdim.

Anksiyete ile Başa Çıkma Yöntemleri

Aşağıdaki tabloda anksiyete ile başa çıkma yöntemlerini ve sağladığı yararları bir tablo halinde bir araya getirdim. Umarım işine yarar.

blank

Yöntem Ne Sağlar?

Nefes egzersizleri Sinir sistemini regüle eder, fizyolojik alarmı düşürür

Düzenli egzersiz Kortizolü azaltır, bedensel gerginliği boşaltır

Uyku düzeni Duygusal regülasyonu güçlendirir

Kafein azaltma Tetikte olma halini azaltır

Bilişsel yeniden yapılandırma Felaketleştiren düşünceleri sorgular

Maruz bırakma Kaçınma döngüsünü kırar

Mindfulness çalışmaları Anda kalmayı ve duyguya alan açmayı öğretir

Ancak şunu unutmamak gerekir:

Teknikler semptomu azaltır.

Terapi, döngüyü değiştirir.

Nefesle sakinleşmek bir süre için mümkün olsa da zihin aynı tehdidi üretmeye devam ediyorsa beden yeniden alarma geçecektir.

Geçici rahatlama sağlanabilir. Kalıcı değişim için anksiyetenin altında yatan örüntüyü, anlamı ve tekrar eden ilişki biçimlerini fark etmek gerekir.

Anksiyete Bozukluğu İlaçları Nelerdir?

Anksiyete bozukluğu ilaçları denildiğinde genellikle akla iki temel antidepresan grubu gelir: SSRI grubu ve SNRI grubu.

Yaygın anksiyete bozukluğu ilaçları ya da tanı kodu olarak F41 kapsamında değerlendirilen durumlarda en sık tercih edilen farmakolojik seçenekler bu iki sınıftır. SSRI grubu (selektif serotonin geri alım inhibitörleri) beyinde serotonin düzeyini düzenleyerek kaygının yoğunluğunu azaltır.

SNRI grubu (serotonin-noradrenalin geri alım inhibitörleri) ise hem serotonin hem noradrenalin üzerinden etki ederek özellikle bedensel huzursuzluk, çarpıntı ve kas gerginliği gibi belirtilerde fayda sağlayabilir.

Bu ilaçların etkisi hemen başlamaz. Genellikle 2–4 hafta içinde ilk düzenleyici etkiler görülür, tam terapötik etkinin ortaya çıkması 6–8 haftayı bulabilir. Bu noktada en sık yapılan hata, “işe yaramadı” diyerek ilacı erken bırakmaktır.

Oysa anksiyete bozukluğu ilaçları sinir sistemini yeniden kalibre eden düzenleyici ajanlardır; ağrı kesici gibi anlık rahatlatıcı değildir.

Yan etkiler kişiden kişiye değişir. İlk haftalarda mide bulantısı, baş ağrısı, uyku değişiklikleri, iştah farklılıkları veya geçici huzursuzluk görülebilir. Çoğu yan etki zamanla azalır. Ancak doz ayarlaması ve ilaç değişimi mutlaka psikiyatri kontrolünde yapılmalıdır.

Bir antidepresana kendi başına başlamak ya da onu aniden bırakmak, kaygı belirtilerinin daha şiddetli geri dönmesine yol açabilir.

En önemli nokta isterim: Anksiyete bozukluğu ilaçları anksiyetenin şiddetini azaltır. Sinir sistemini dengeler. Psikoterapiye hazırlar.

Lakin ilacın kendisi düşünce kalıplarını, kaçınma davranışlarını ya da ilişki örüntülerini tek başına değiştirmez. Bu nedenle en güçlü yaklaşım, psikiyatri uzman takibi ile yürütülen ilaç desteği gerekir. Birlikte eş zamanlı psikoterapi de planlanmalıdır.

Reçetesiz ya da kulaktan dolma önerilerle ilaca başlanmamalıdır.  Herkes için özgün tedavi gerekebilir. Doktora danışılmalıdır.

Anksiyete Bozukluğu İlaçsız Geçer mi?

Hafif ve orta düzey kaygı için psikoterapi tek başına yeterli olabilir. Lakin ağır seyreden, panik atak ile beraber işlev kaybı olan danışanlar için psikiyatriste başvurmak gerekebilir.

Ne Zaman Destek Almalısınız?

Anksiyete bir güçsüzlük değil, bedenin ve zihnin tehlikeye karşı kurduğu alarm sistemidir. Ancak bu alarm uzun süre susmuyorsa, hayatı daraltıyor, ilişkileri zedeliyor ve işlevselliği düşürüyorsa artık “geçici kaygı” değil, bir anksiyete bozukluğu örüntüsünden söz edebiliriz.

Bu yazıda anksiyete bozukluğu belirtilerini, türlerini, olası nedenlerini ve başa çıkma yollarını bütüncül bir çerçevede ele aldık. Unutma: teknikler semptomu azaltır, terapi döngüyü değiştirir. Eğer kaygı 6 aydan uzun sürüyor, kaçınma davranışı büyüyor ya da panik atak yaşıyorsan, kendi kendine geçmesini beklemek yerine profesyonel destek almak iyileşmenin en güvenli yoludur.

Diğer yazılarımız sizi bekliyor, göz atabilirsiniz.

Anksiyete bozukluğu tedavisi için mutlaka bir uzmana, Antalya Psikolog a başvurmayı ihmal etmeyiniz. Sağlıklı günler dileriz.

Kaynakça

Bu yazı, klinik psikoloji literatürü ve güncel psikoterapi araştırmaları temel alınarak hazırlanmıştır.

American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (5th ed.). Washington, DC: American Psychiatric Publishing.

American Psychiatric Association. (2022). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (5th ed., text rev.; DSM-5-TR). Washington, DC: American Psychiatric Publishing.

World Health Organization. (2019). International Classification of Diseases 11th Revision (ICD-11). Geneva: WHO.

Bandelow, B., & Michaelis, S. (2015). Epidemiology of anxiety disorders in the 21st century. Dialogues in Clinical Neuroscience, 17(3), 327–335.

Craske, M. G., & Stein, M. B. (2016). Anxiety. The Lancet, 388(10063), 3048–3059.

Hofmann, S. G., Asnaani, A., Vonk, I. J., Sawyer, A. T., & Fang, A. (2012). The efficacy of cognitive behavioral therapy: A review of meta-analyses. Cognitive Therapy and Research, 36(5), 427–440.

Leichsenring, F., & Leweke, F. (2017). Social anxiety disorder. The Lancet Psychiatry, 4(1), 52–60.

Leichsenring, F., & Rabung, S. (2011). Long-term psychodynamic psychotherapy in complex mental disorders: Update of a meta-analysis. British Journal of Psychiatry, 199(1), 15–22.

Shedler, J. (2010). The efficacy of psychodynamic psychotherapy. American Psychologist, 65(2), 98–109.

Cuijpers, P., Cristea, I. A., Karyotaki, E., Reijnders, M., & Huibers, M. J. H. (2016). Psychological treatment of generalized anxiety disorder: A meta-analysis. Clinical Psychology Review, 45, 130–140.

Barlow, D. H. (2002). Anxiety and Its Disorders: The Nature and Treatment of Anxiety and Panic (2nd ed.). New York: Guilford Press.

©2026 Klinik Psikolog-Psikoterapist Ali Bıçak Her Hakkı Saklıdır.

www.alibicak.com içeriğini sürekli yeniler, yeni içerikler üretmeye devam eder.

Kaygı bozukluğu ve anksiyeteye  en iyi gelen şey, anksiyete hakkında bilinçlenmek, farkındalık kazanmak ve bunun için neler yapabileceğini öğrenmektir.

Çoğu sinir hastalığı belirtileri gibi kaygı bozukluğu da bilişsel davranışçı terapi ile iyileştirilebilir. Midem bulanıyor dersin ve mide bulantısına ne iyi gelir? Ya da "psikolojim bozuk ne yapmalıyım?" gibi sorulara yanıt arıyorsan en doğru cevap psikoterapidedir.

Anksiyeteni yenmek, bilişsel ve davranışçı terapi başta olmak üzere, EMDR, HİPNOZ ve duygu odaklı terapi gibi yöntemlerle mümkün olabilir.

Bu soruya toplumda bir çok kişi tarafından cevap aranmaktadır.  Halk dilinde  sinir hastalığı sinir bozukluğu olarak bilinen rahatsızlıkları iki başlık altında toplamak mümkün. Birincisi nörolojik rahatsızlıklar. Bunlar beyin omurilik ve sinir sistemi ile ilgili hastalıklar. İkincisi psikiyatrik ve psikolojik rahatsızlıklar içinde sinir hastalığı belirtileri olarak ifade edilmektedir. İkincisinde daha çok stres anksiyete panik atak depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklar kastedilmektedir.

Sayfamda gezinerek bu konularla ilgili daha detaylı bilgi edinebilirsin.

Ruh sağlığı  diğer organik, fizyolojik, fiziksel hastalıklarda olduğu gibi birden bire bozulmaz. Kişi ruh sağlığının kötüye gittiğini kolay kolay anlamayabilir. Ama velakin bazı belirtileri dikkat edecek olursak ruh sağlığının kötüleşmeye başladığını bilebilirsin. Bunlar; duygusal, düşünsel, davranışsal alanlarda yaşadığın uyumsuzluklar işaret veriyor olabilir.

Tükenmiş, umutsuz, karamsar, boşlukta, anlamsızlık, keyifsizlik, yaşamdan zevk almaz hissediyorsan, ruh sağlığın kötüye gidiyor denebilir. Daha fazla kötüleşmeden psikolojik yardım alman gerekebilir.

Sık sık öfke patlamaları yaşıyor, aşırı sinirli tepkiler veriyorsan, bir şeyler yolunda gitmiyor demektir.

Olmadık yerde ağlamak, ağlanacak yerde, mesela bir yakınını Kaybettiğinde hiç ağlamamak gibi,  duygusal tepkiler varsa psikolojik iyi olma halini kaybediyorsun demektir.

Son zamanlarda özgüvenin de azalma, değersizlik, yetersizlik gibi yoğun duygular yaşıyorsan da bir hayli işler kötüye gidiyor demektir.

Ruh sağlığım kötüyse nasıl anlayabilirim sorusuna bir yanıt düşüncelerdeki bozukluklardır.

Zihninde seni meşgul eden olumsuz düşünceler karşısında çaresizlik, umutsuzluk, ve karamsarlık gibi duygular hissedebilirsin. Diğer taraftan olmamış şeyler oluyormuş gibi düşünerek kötü hissedebilirsin.

Geçmişte olan şeyler, aşırı şüphecilik, tekrar eden zorlayıcı düşünceler de ruh sağlığının kötüye gittiğinin işaretleridir.

Psikolojinin bozulduğunu gösteren bir işaret de davranışlarından gelir. Normalde yaptığın şeyler artık sana zor gelmeye başlar. Mesela, okula gitmek, işe gitmek, çalışmak, arkadaşlarınla sosyalleşmek gibi.

Uyku düzenin de bozulma, insanlardan uzaklaşma isteği, alkol, sigara, madde kullanımında artışlar bir diğer gösterge olabilir. Aşırı yemek yeme ya da iştahsızlık da diğer bir göstergedir.

Nedeni bulunamayan, sebebi gösterilmeyen baş ağrısı, mide bulantısı, kas ve adale ağrıları çoğu zaman psikolojik kaynaklı olabilir. Mide bulantısına ne iyi gelir? Diyorsan bunun birçok sebebi olabilir. Mide bulantısı belki de kullandığın ilaçlar, aşırı strese maruz kalmak, açlık, hazımsızlık gibi rahatsızlıkların sonucunda ortaya çıkabilir.

Mide bulantısı belli bir süredir devam ediyorsa bir yardım almalısın. Hekim kontrolünden sonra, eğer psikolojik kaynaklı bir mide bulantısıysa, bu noktada anksiyete sorunun var demektir. Bu durumda ya psikiyatrist ya da psikologla bir görüşme yapmanı tavsiye ederim.

‘’Midem bulanıyor, lavaboya gidiyor ve bir türlü hiçbir şey gelmiyor’’ diyorsan, durum yaşayan bir çok insan var. Yaygın olan bu durumun birçok sebebi olabilir. Kusma isteği geliyor ve midenden hiçbir şey çıkmıyorsa, bunun birkaç nedeni olabilir. Sindirim sistemi ile ilgili bazı problemler olabilir. Bu durumda Gastrolog, kbb, iç hastalıkları ve sindirim sistemi uzmanlarından randevu almalısın. Klinik muayenede yapılan tetkikler sonucu eğer herhangi bir bulguya rastlanmazsa, kusturmayan mide bulantısının nedeni psikolojiktir. Genellikle panik atak, anksiyete bozukluğu, depresyon, panik bozukluk gibi rahatsızlıklar bu duruma neden olabilir. Birkaç gündür yaşıyorsan veya gebelikten şüpheliysen hemen bir doktora gitmelisin.

©2025 Klinik Psikolog-Psikoterapist Ali Bıçak Her Hakkı Saklıdır.

www.alibicak.com içeriğini sürekli yeniler, yeni içerikler üretmeye devam eder.

Bu gönderiyi paylaş

Bir yanıt yazın


Related

Posts